P. 1
Aile iLe Görüşme Teknikleri

Aile iLe Görüşme Teknikleri

4.5

|Views: 2.262|Likes:
Publicado poryayınci
aile ile görüşme teknikleri
aile ile görüşme teknikleri

More info:

Categories:Types, Brochures
Published by: yayınci on Jan 23, 2009
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as DOC or read online from Scribd
See more
See less

05/10/2014

HAYAT BOYU ÖĞRENME PROGRAMI Hayat Boyu Öğrenme Alanında Toplumsal Eylem Programı, 2007-2013 Çokortaklı Yenilik

Transferi Projeleri

WAP / Psikiyatri Hemşireliği Mesleki Eğitimi

Ambulatuar Psikiyatrik Bakım Hizmeti Sunanların İleri Eğitimi
EĞİTİM MODULÜ

AİLEYE TERAPÖTİK MÜDAHALE TEKNİKLERİ

1

Yazarlar: Nilgün SARP Profesör Ankara Üniversitesi Ruhi Selçuk TABAK, Ph. D. Doçent Muğla Üniversitesi Deniz Kader Şarlak, M Sc Muğla Üniversitesi Muğla/Fethiye/Ankara Eylül - 2008

2

İÇİNDEKİLER Eğitimciler İçin Yönerge Giriş

Aile

3

AİLEYE TERAPÖTİK MÜDAHALE TEKNİKLERİ
Bu modülün temel amaçları: 1. Aileye ruh sağlığı açısından terapötik müdahalenin kavramsal ve kapsam özelliklerini anlamak, 2. Aile dinamiklerini çok yönlü perspektiflerden anlamak, 3. Aileye ruh sağlığı açısından terapötik müdahalede öncü ve yeni yaklaşımlar ve modeller hakkında bilgi sahibi olmak, 4. Ailenin değişik sağlık sorunları ve etmenleri konusunda bilinç düzeyini yükseltmek, 5. Ailenin özgün ruh sağlığı sorunları ve çözümleri konusunda bilgi ve beceri sahibi olmak, 6. Ailenin değerlendirilmesi, bakım planı ve müdahaleler konularındaki beceri geliştirmek.

Öğrenme Çıktıları Bilişsel:
 Hemşireler, aile türlerini sayabilecekler.

 Hemşireler, ailede ruh sağlığını bozan risk faktörleri sayabilecekler.  Hemşireler, aile ile görüşme tekniklerini sayabilecekler.
 Aileye terapötik müdahale yaklaşımlarını sayabilecekler.

Duyuşsal  Hemşireler, toplum ruh sağlığı hemşireliği açısından aileyi bir bütün olarak ele almayı
benimseyecekler.

Davranışsal  Hemşireler, aile ile görüşme tekniklerini çalışma ortamlarında uygulayabilecekler.
 Aileye terapötik müdahale yaklaşımlarını sayabilecekler.

4

AÇIKLAMALAR Eğitimci: Bu kitapta Aileye Terapötik Müdahale teknikleri Modülünün tüm içeriği yer almaktadır. Eğitimciler için gerekli olan yönlendirmeler mavi renkli olarak yazılmıştır. Bazı bölümlerde eğitime katılanların gruplar halinde birlikte çalışmaları daha yararlı olacaktır. Grup çalışmaları ile ilgili açıklamalar aşağıda verilmiştir. Grupla öğrenmenin felsefesi Grupla öğrenme ya da grup çalışması değerlerin, kaynakların ve işlemlerin paylaşılması ve/ya da birlikte öğrenilmesidir. Etkili gruplar bu etmenleri birleştirerek öğrenmeyi gerçekleştirirler. Ancak, her grup, her birey grup içindekilerin farklılıklarına saygı gösterebilecekleri ölçüde etkili olabilir. Grup içindeki etkileşim karşılıklı destek ve teşvike dayanır. Grubun yaratıcılık

gücü gruptaki bireylerin ortama getirdilkleri düşünceleri geliştirme becerisine dayanır. Çatışmalar yaratıcılığın uzantısıdır; grup bu olasılığın bilincinde olmalıdır. Çatışmaların çözülmesi için gereken karşılıklı saygı aynı zamanda öğrenme hedeflerine ulaşımını kolaylaştırır. Diğer bir anlatımla, grup çalışması rekabetçi değil işbirlikçi bir öğrenme yaşantısıdır. Grup çalışmasının temel hedefleri: Ne öğrenilecek: temel bilgiler ve süreç (yöntemler-teknikler) Ne üretilecek: yazılı kağıtlar, sunum, eğitim materyali Eğitimcilerin Rolleri Eğitim ürünlerinin başarısı eğitimcilerden tarafından belirlenen öğrenme

hedeflerinin açıklığına ve beklentilerin kılavuzlanmasına bağlıdır. Grubun görevi bu hedefleri yorumlamak ve bu hedefler nasıl ulaşılacağını belirlemektir.

5

Grup çalışmasında süreç ancak eğitimcilerin yönetiminde ve rehberliğinde etkili olur. Grup çalışmaları tam anlamıyla informal işbirliği değildir. Öğrenenler grup çalışması sürecinin bilincinde ve hazırlıklı olmalıdırlar. İşbirliğine dayanan grup çalışmaları bireylerin kendilerini diğer grup üyelerinin çabalarına bırakarak pasif kalmalarını önleyecek biçimde yapılandırılmalıdır. Her bölümün sonunda eğitimcilerin uygulayacaklarını alıştırmalarla ilgili bilgiler vardır. Ayrıca, bölüm içerisinde de bilgilerin gruba sunumu ile ilgili (Power Point, Tepegöz gibi) ipuçları yer almaktadır.

6

GİRİŞ Kuramsal Bilgi - Eğitimcinin kuramsal açıklamaları Uygulama Aile yapıları, ruh sağlığı açısından önemi konusunda grup tartışması Gerekli Malzemeler: Kağıt, kalem Projektör, laptop

Toplam 50 dakika 20 dakika 20 dakika 30 dakika 30 dakika

GİRİŞ
Görsel destekli sunum. Aile Genel olarak, toplumsal ruh sağlığı çalışmaları içinde yer alan aile, bireyin ilk sosyal deneyimini edindiği ortamdır. Aile bireyin ruh sağlığında önemli bir kurum olması yanı sıra ruhsal hastalık ya da zorlu yaşam deneyimleri ile derinden sarsılan bir yapıya sahiptir. Aile, kan, evlenme ya da evlatlık edinme bağlarıyla birbirine bağlı, aynı evde yaşayan, aynı geliri paylaşan, çeşitli roller çerçevesinde birbirine etki yapan insanlardan oluşmuş toplumsal bir kurumdur.Ailede organik bağdan çok psikolojik-sosyal ve yasal bağlar güç oluşturur. Ruh sağlığı çalışmalarında ailelerle çalışan profesyoneller aile dinamiklerini iyi bilmelidirler : Tüm aileler temelde aynı işlevlere sahip olmalarına rağmen her aile ve her aile içinde yaşayan her birey tektir. Diğerlerinden farklı öz geçmişe ve özelliklere sahiptir. Yapısal-fonksiyonel yaklaşımla aileyi 4 temel boyutta ele alabiliriz; a) Değer sistemi: Değerler sistemini oluşturan faktörler kültür, ahlak, hukuk, din, (inanışlar, gelenekler, cezalar) gibi toplum normlarıdır. Değerler durağan değildir. Sürekli değişir. Değerler davranışlar için genel bir yol gösterici olurken aile içinde aile normlarının ve kurallarının gereksinimine rehberlik eder. Örneğin; sağlıklı olmaya çalışan bir birey, vazgeçilmez olduğunu düşünürse, koruyucu önlemler alacak ve sağlığı için yararlı davranışlar edinecektir. b) Rol yapısı: Rol, grup içinde belli bir pozisyonda bulunan kişiden beklenen davranışa denir. Ailede roller formal ve informaldir. Formal roller, geçim sağlama, bakımı üstlenme, ana-baba, karı-koca rolleri gibi. İnformal roller ise cesaretlendirme, verici , uzlaştırıcı, hükmedici, dost olma gibi.

7

c) Güç yapısı: Kaynağını para kazanma ve karar verebilme oluşturur. Ailedeki sevgi, güvence, netlik üyeleri birbirine yaklaştırır. Katılık ise ilişkileri zayıflatır. Güç yapısına zarar verir. d) İletişim yapısı: Aile üyeleri arasındaki ilişki örneği (demokratik, paylaşımcı, empatik ya da baskıcı, olumsuz, katı, ilgisiz) ailenin sağlıklı ya da sağlıksız aile oluşunda önemlidir. Ailenin genel özellikleri;         Aile evrenseldir, Duygusal bir temele dayanır, Aile şekillendirme özelliğine sahiptir, Kapsamı sınırlıdır, sosyal yapıların en küçüğüdür, Sosyal yapıda çekirdek özelliği taşır, Üyelerinin sorumlulukları vardır, Sosyal kurallarla çevrilidir, Sürekli ve aynı zamanda geçici bir doğaya sahiptir .

Ailenin ortak özellikleri ise ;  Her aile üyesi diğer bireylerin davranışlarını stimüle edebilir.  Her ailede üyelerin davranışları tüm aileyi etkileyebilir.  Her ailenin kendi yapısı ve fonksiyonları vardır; Stres, çatışma ve kriz durumlarına karşı özgün baş etme yolları vardır. Bu özelliklerin yanı sıra ailenin bazı fonksiyonları vardır. Bu fonksiyonların yerine getirilmesi ailede uyumu sağlar, çatışmaları önler. Fonksiyonel ailenin özellikleri ; İşlevlerini yeterince yerine getiren aile :  Sosyaldir ve başkaları ile ilişki kurmada yeterlidir,  Her üyenin kimlik duyguları ve kendilik değerleri gelişmiştir,  Her üyenin kendini ifade etmesine ve kendisini disipline etmesine fırsat verir, bağımsızlığa ve kendisine yetmeye teşvik eder,  Her bir çocuğu, gelişim seviyesine uygun olarak ebeveyn kontrolünde serbest bırakır. Sağlıklı bir ailede, ailenin temel taşları olan ana ve babanın ruh sağlıklı oluşu önemlidir. Ana -babanın ruh sağlığı:  


Annenin kadınlık kimliğini kabulü Anneliğe ve babalığa hazır olma Kendi anne-babaları ile ilişkileri Eş ile ilişkileri Eşin alkol madde kullanımı, kötüye kullanımı, işsizlik, göç, hastalık Aile üyelerinden birinin hastalığı 8

 

Aile üyelerinde kayıplar boşanma Akraba evliliği Korku, kaygı, depresyon durumlarında etkilenir.

Aile ve yaşamı, birincil koruma yaklaşımında önemli ve önceliği olan bir yapıdır . Günümüz Türk toplumunda 3 tip aile görülmektedir; köy ailesi, kent ailesi, gecekondu (geçiş) ailesi. Bu ailelerde ruhsal sorunların ortaya çıkışını etkileyen bazı etmenler bulunmaktadır. Bunlar;      özellikle köy ailesinde erken yaşta, görücü usulü ile evlilikler ve akraba evlilikleri, kadının fonksiyonlarının, sorumluluklarının artmış olması, doğu bölgesi ailelerinde başlık parası, kent ailesinde boşanmaların artmış olması, gecekondu ailelerinde uyum sorunları, çatışmalar ve ilişkilerin zayıflaması gibi.

Genel olarak aile kavramıyla ilgili 4 farklı yaklaşım söz konusudur: 1. Aile üyelerinin birinin fikrine dayanarak, onun duyguları ve fantezileri aracılığıyla aileyi tanıma. Psikiyatride en çok kullanılan tanıma ve tanımlama yolu budur. 2. Aileyi çekirdek ve geniş yönleri ile bir kurum olarak ele alan kültürel yaklaşım. Bu tanımlama daha çok sosyoloji ve sosyal psikoloji alanında kullanılır. 3. Aileyi sosyal bir birim olarak alan yaklaşım. Bu yaklaşıma göre aile çeşitli parçaların oluşturduğu bir sistemdir. Küçük bir grup olarak ele alınır ve küçük grupların davranışları açısından sosyal psikoloji tarafından incelenir. 4. Aileyi toplum değerleri ile sınırlı bir grup olarak kabul eden yaklaşım. Bu yaklaşıma göre yasalar tarafından belirlenmiş kurallar olmakla birlikte her ailenin kendine göre belli ya da belirsiz bazı yasaları vardır. Bugün gelinen noktada, aileye terapötik müdahale terimi iki anlamda kullanılmaktadır. Birinci anlam, bireyde bir psikiyatrik bozukluğun oluşumunun anlaşılması ve sağaltılmasında kullanıldığı durumlardır. Bu durumda içinde yaşadığı birincil çevredeki yani ailesindeki ilişkilerin dinamiklerinin anlaşılması ve düzeltilmesi için kullanılan açıklama ve sağaltım biçimlerini kapsar. İkinci anlam ise bir aile olarak birlikte yaşayan insanların ilişkilerindeki çatışma, sıkıntı ve yakınmaların ele alındığı ve düzeltilmeye çalışıldığı sağaltım biçimlerini kapsar. Bu ikincisini evlilik terapisi olarak adlandırmanın daha uygun düştüğü söylenmektedir.

9

Aile terapisi, bir aile üyelerini bir araya toplayarak, amatörce konuşmalar yapmak ve ya kendi sağduyusuna güvenerek öğütlerde bulunmak değildir. Ailenin bir üyesinde ortaya çıkan belirti ve ya sorunun ya da birkaç üyenin birlikte yakındıkları bir sorunun aile üyeleri ile toplu oturumda konuşup, sadece dile getirmesiyle herkesin sorunu artık bildiğini ve bunu kendiliğinden çözebileceklerini sanmaktan ibaret de değildir. Yeterli psikoterapi eğitimi ve deneyiminin yanı sıra özellikle aile terapisi yolundaki teknik yöntemlerin de bilinmesini, ayrıca uygulamada da belli bir klinik deneyimi gerektirir.

Psikiyatrik Hastalığın Aileye Etkisi

Aile üyeleri arasındaki etkileşim, aile üyelerinin tek tek sağlıklarına etki ettiği gibi, bir üyenin sağlıksız olması da tüm ailenin yapısına etki edebilmekte ve aile işlevlerinde bazı bozulmalara neden olmaktadır. Bazı durumlarda hastanın rolünü başka birinin üstlenme zorunluluğu bu sorunu yaratırken, çoğunlukla hastalığı kabullenmeme, suçluluk duyguları, çevreden çekinme gibi duygu ve düşünceler hasta ailesini etkileyebilmektedir. Ancak sorun ile birlikte yaşamayı öğrenme ya da sorunlara yeni çözümler bulma sayesinde ailelerin işlevlerini yerine getirebilecek başka bir denge kurmaları da mümkündür. Yöntemleri ne olursa olsun aileye terapötik müdahaleler şu amaçları taşırlar:  Bireydeki ruhsal belirtileri ve işlevsel bozuklukları, ilişkiler alanında ele almak ve azaltmak;  Aile ve evlilik içi çatışmaları ile ailenin daha geniş çevresi ve toplumla çatışmalarını çözümlemek;  Ailedeki yakınmalar için ailenin sorun çözmede kullanabileceği kaynak ve davranışları belirlemek ve kullanma güçlerini harekete geçirmek;  Aile üyelerinin kolaylaştırmak; duygusal gereksinimlerinin algılanması ve doyurulmasını

 Üyelerin ve ailenin zorlayıcı yaşam olayları, tıbbi ve ruhsal hastalıkları karşısında sorun çözme, iletişim kurma becerilerini geliştirmek;  Üyelerinin her birinin özerkliğinin ve iletişim kurma becerilerinin artmasını sağlamak;  Cinsler ve kuşaklar arası rol dağılımı konusunda uyuşmanın artmasını sağlamak;  Ailenin toplumsal çevre ile bütünleşmesini kolaylaştırmak.

10

Aile dinamiklerinin ruh sağlığı açısından etkisi ve önemi konusunda grup tartışması.

AİLE VE RİSK
AİLE VE RİSK Kuramsal Bilgi Eğitimcinin kuramsal açıklamaları Uygulama Aileye yönelik ruh sağlığı açısından önemli risk etmenleri konusunda grup tartışması Gerekli Malzemeler: Kağıt, kalem Projektör, laptop Görsel destekli sunum. Ailenin psikososyal durumu hakkında sağlanacak bilgiler, tedavi/bakım Toplam 50 dakika 20 dakika 20 dakika 30 dakika 30 dakika

girişimlerini planlamada gerekli olan verilerdir. Psikiyatrik tedavi kurumlarında yatan bireyler, bireysel psikopatolojileri nedeniyle aile ve onların ilgilerinden (geçici bir süre de olsa) uzak kalmıştır. Ruh sağlığı alanında çalışan hemşireler ise, sıklıkla hasta ve aileleriyle birlikte çalışacaklardır; Alzheimer hastalığı olan bir üyeye sahip aile, aile içi şiddet öykülü bir aile, dikkat eksikliği/bozukluğu tanılı çocuğu olan aile, kronik ruh hastalığına sahip üyesi olan aileler toplumda ruh sağlığı hemşirelerinin karşılaştığı riskli aile tiplerine örneklerdir. Ailede biopsikososyal ve manevi dengeyi bozan ve ruh sağlık sorunlarını oluşturan çok sayıda riskli durum vardır.

Aile Gelişim Dönemleri ve Riskli Yaşam Değişimleri Gelişimsel Görevler Sağlıklı doğum--------------------------Dil becerilerinin gelişmesi--------------İmpuls kontrolünün gelişmesi------------Okula başlama-----------------------------Okuma Yazmayı Öğrenme------------Yaşam Dönemleri Bebeklik ve İlk çocukluk Okul Çocuğu 11

Sosyal becerilerin gelişmesi-------------Puberteye girme------------------------Karşı cinse ilgi----------------------------Bağımsızlığın gelişmesi--------------Evden ayrılma---------------------------Yüksek eğitime başlama-------------------Bir iş seçimi-----------------------------------Evlilik------------------------------------------Doğum-------------------------------------------Anne baba olma---------------------------------Okul çocuğu olan bir anne baba olma-------------Ergenlik döneminde çoğu olan bir anne baba olma-------------Evden ayrılan çocuğu olan anne baba-----------------------Orta Yaş Çocuğu yeni evlenen bir anne baba olma------------Hasta bir anne babanın bakımını sağlama Büyük anne-büyük baba olma-----------İşten emekli olma---------------------------Hastalıklarla uğraşma---------------------Hasta bir eşin bakımını sağlama-----------Eşin ölümüyle baş etme----------------------Akranlardan birinin ölümüyle baş etme----Primer önleyici müdahaleleri planlamak ve sistematik bir şekilde organize etmenin bir yolu, yaşamın her bir döneminde başarılması gereken gelişimsel görevleri ve yaşam değişimlerini göz önüne almaktır. Ailede Ruh Sağlığını Bozan Risk Faktörleri: a)Ailesel Faktörler;       Aile geçimsizliği, Ailede ruhsal hastalıklar, Ailede kötüye kullanım, Ailede ekonomik güçlükler ve işsizlik, Eğitim düzeyinin düşük olması, Aşırı kalabalık olması, 12 Yaşlılık

Adölesan

Erken Yetişkinlik

   

Akraba evliliği, Anababa yokluğu, Rijit aile, Zayıf etkileşim

b) Çevresel-Sosyal Faktörler;           Evsizlik, Ayrımcılık, Mahrumiyet, Göç, Deprem, Yangın, Sel, Çevre kirliliği, Sosyal destek azlığı, Özürlü çocuğu olan ailenin eğitim zorluğudur.

Ruh sağlığı hemşiresi aileyi bütüncü yaklaşımla ele alıp değerlendirmelidir . Kadın ve Risk : Ülkemiz kadınları, ruh sağlığı tanımı içinde de yer alan üretkenlik, girişimcilik, kendini ifade etme, doyum ve sorun çözme becerisi gösterme özelliklerinde sorun yaşayan bir gruptur. Ülke ruh sağlığı verilerinde özellikle kadınlarda daha yüksek oranda görülen depresyon ve depresyonun objektif belirtisi olan somatik yakınmalarla sağlık merkezlerine başvuran kadınların olması bu görüşü desteklemektedir. Biyolojik, psikolojik ve sosyal yapısı gereği zorlanan bu grubun sağlığının korunması ve geliştirilmesi sağlıklı aile ve nesillerin oluşturulmasında önemlidir. Kadının psikolojik doyum ve doyumsuzluğu önemli olup aşağıdaki doyum boyutları ve içeriklerinde yaşanan sorunlar ya da başarısızlıklar kadın ruh sağlığını riskli durumlardır :

Doyum Sevgi ilişkileri

İçeriği -Sevme sevilme durumu -Seks hayatında doyumluluk -Sevdiği insanlarla ilişki -Yaşamda başarı -İş doyumu - Kendini tanıma ve kabul 13

Kişisel başarı

-Kişisel gelişme Fiziksel sağlık -Beslenme durumu ve yeme tutumu -Genel sağlık ve fiziksel çekicilik -Fiziksel aktivite Ebeveyn-çocuk ilişkisi -Ebeveyn olmak -Çocuklarla ilişki Kişisel zaman -Kendine zaman ayırabilme -İş, aile ev ve çevre ile ilgili konularda denge kurabilmek Sosyal ilişkiler -Yakın arkadaşlarla ilişki -İş arkadaşlarıyla ilişki -Kendisi için önemli olan diğer bireylerle sosyal yaşamı Annelik : Kadınlar için annelik periyoduna geçmek oldukça streslidir. Hamilelik ve doğum sonrası periyod krizlere yol açabilir. Bu zaman sürecindeki stresörler; 1. 2. 3. 4. Hormonal değişiklikler Beden imajının değişmesi Hamilelikle ilgili psikolojik çatışmalar Annelik rolüne hazır olamama.

Bu stresörlerin sonuçları genellikle hamilelikte ve doğumdan sonra sıklıkla depresyondur. Hamilelik sırasında ya da doğum sonrası dönemlerde depresyon gelişebilecek riskli kadınları tanımak mümkündür. Çok genç, iyi eğitim almamış, çocukları olan, işsiz kadınlar depresyon gelişmesi açısından risk faktörleridir. Bu risk faktörleri hemşireye tanı koymak ve erken müdahale etmek için fırsat yaratır. Böylece anne olacak adayların ruhsal ve fiziksel sağlıkları geliştirilir. Çalışan anneler; Ekonomik durumları ve kişisel kariyer seçimlerinden dolayı çalışan kadınların sayısı artmaktadır. bir kadın için çalışmak, pozitif gelişen duygular, kendine güvenin artması ve bağımsızlık duyguları yaratabilir. Ama aynı zamanda eşini ve çocuklarını ihmal etme düşüncesinden dolayı suçluluk ve anksiyete de yaratabilir. Çalışan kadının ailede olumsuz giden her şey için sorumlu tutulması oldukça yaygındır. Çalışan kadınlarda rol yüklenmesi, belirsizliği, yetersizliği ve çelişkileri oldukça sık görülen sorunlardır. Çalışan kadınlarla ilgili Ruhsal belirtiler: 1. Uzun süre evde olan kadının işine tekrar döndüğünde anksiyete yaşaması. 14

2. Kariyer başarısının sosyal başarısızlığa dönüşmesi ile ilgili korku ve anksiyete. 3. Kendinden beklenilen sosyal beklentilerle, kendi ihtiyaçları ve hakları arasında çatışma. 4. Bir kadın olarak ve profesyonel kimliği arasında çatışma ve evliliğinin, ailesinin bağımsızlığını tehdit ettiği duygusu. Böyle kadınlarda üç savunma mekanizması görülür: Rasyonelleştirmede; anne davranışını sosyal olarak kabul edilmiş bir neden olarak görür. Örneğin, “eğer evde olsaydım gönüllü olarak yapabileceğim bir iş bulurdum ya da ben çalışan bir kadınım, temizlik yapmaya vaktim yok”. Yansıtmada; sürekli olarak başkasını suçlar. Kompansasyonda; başka şeylerle tamamlamaya çalışır. Örneğin, çocuklarına sürekli hediyeler alır. Hemşireler, çalışan annelere rolleri ile başa çıkmalarında yardım edebilirler. Öncelikle, kendi çatışmalarını anlamaları sağlanmalıdır. Annenin, çocuğun gelişimi üzerinde anne-çocuk iletişiminin niceliğinden çok niteliğinin önemli olduğunu anlaması sağlanmalıdır. Çocuk – Ergen ve Risk

Birçok yetişkin problemlerinin kaynağı çocukluk çağıdır. Çocukluk ve ergenlik dönemleri, başa çıkma yeteneklerinin öğrenme dönemidir. Çocukluk çağlarında ki birincil koruma girişimlerinin değerlendirilmesi ile ilgili durumlar şu şekildedir: 1. Antisosyal davranış a. Fiziksel agresiflik (kavga, yıkıcı olma) b. Diğer antisosyal davranışlar (kaçma, hırsızlık ve benzerleri) 2. Öğrenme bozuklukları 3. Mental retardasyon 4. Çocukluk şizofrenisi 5. İntihar 6. Okul başarısızlığı

15

7. Bağımlılık 8. Nevrotik bozukluklar Bu görülen problemlerin bir kısmı biyolojik gelişimle ilgili olabilir. Diğerleri, ruhsal gelişimle, aile ve sosyal çevre ile ilgili olabilir. Bu durumlarla ilgili risk faktörleri, ebeveyn-çocuk ayrılığı, ebeveyn kaybı, çocukların kötüye kullanımı, aile çevresinden ve anne babanın boşanması gibi durumlarla ilgili olabilir. Çocukluk dönemi ve adölesanlara yönelik koruma ile ilgili faktörler, problem çözme yeteneğini, sosyal becerileri, sıcak bir ilişkiyi ve evin dışındaki olumlu deneyimleri kazanma olarak sıralanabilir . Risk etmenlerinin ruh sağlığı açısından pratik etkileri konusunda grup tartışması.

AİLE İLE GÖRÜŞME
AİLE İLE GÖRÜŞME Kuramsal Bilgi - Eğitimcinin kuramsal açıklamaları Uygulama Aile ile görüşme tekniklerininde gerçekçi uygulamalar konusunda grup tartışması Gerekli Malzemeler: Kağıt, kalem Projektör, laptop Toplam 50 dakika 20 dakika 20 dakika 30 dakika 30 dakika

Aileye yönelik terapötik müdahale açısından hemşirenin taşıması gereken nitelikler arasında aşağıdaki temel beceriler öncelikle yer almaktadır: o İletişim Becerileri o Sorun Çözme Becerileri o Danışmanlık becerileri o Tartışma Becerileri o Yetişkin (Ana-Baba) Eğitimi o Psikiyatrik Bakım ve Eğitim Becerileri (Özellikle Şizofreni gibi ciddi ruhsal bozukluklar açısından) İletişimde Tedavi Edici (Terapötik) Teknikler 16

Tedavi edici iletişim teknikleri, danışanın; duygularını, düşüncelerini ve niyetini rahatça ifade edebilmesi kolaylaştıran sözlü ve sözsüz iletişim teknikleridir. Toplum ruh sağlığı hemşiresinin hastasıyla ya da danışanıyla yaptığı yapısal görüşmelerde (danışma oturumlarında) kullanılır. Tedavi edici iletişimin temelini oluşturan tavır, ilişkiye katılan tarafların benlik saygılarını korumaya esas alır. Danışana, toplum ruh sağlığı hemşiresinin anlayışı, empati ve yardım becerisi iletilir. Danışan, kendisine saygı duyulduğunu, değer verildiğini, güven duyulduğunu hisseder. Bu da, bireyin kendini “iyi”, “ değerli” ve “özel” hissetmesini sağlar. İfade ettiği duygu ve düşünce yüzünden bireyin; cezalandırılmayacağından, alay edilmeyeceğinden, kınanıp suçlanmayacağından ve herhangi bir misillemeyle karşılaşmayacağından emin olmasını sağlamak esastır. Danışan; duygu, düşünce ve gereksinimlerini ifade edebildiği sürece, iletişim açıktır ve hangi tekniğin kullanıldığı o kadar önemli değildir. Burada iletişimin açık tutulması ve sürdürülmesi toplum ruh sağlığı hemşiresinin amacının ve sorumluluğudur. Aşağıda iletişim teknikleri ve yaklaşımlar; danışana ulaşmada, onun iletmek istediklerini iletmesinde v iletişimi açık tutmada etkili olan iletişim becerileridir. Danışana geribildirim sağlar ve kendini ifade etmesini kolaylaştırır (Smitherman, Colleen (1981) Larson 2000). 1. Gözlemleri iletmek : Her an danışmanla ilgili birçok olguyu gözlemleme olanağına sahip olduğu için; bu gözlemler danışanla veya durumla ilgili olabilir. İki halde de bu gözlemlerin ortaya konması değerlidir: Danışanla ilgili gözlemler: Danışanla ilgili gözlemler çoğu kez konuşmayı başlatmada yararlıdır. Gözlemlere dayalı açıcılar, kişinin kendini ifade etmesini kolaylaştırır. “Bu sabah erken kalkmışsınız.” “Bugün sıkıntılı görünüyorsunuz.” “ Geçen hafta ziyaretimde; kayın validenizin yanında konuşmaya pek istekli görünmüyordunuz?” Durumla ilgili gözlemler: Bireyle konuşmak istediği konuya giriş için bunları kullanabilirsiniz. Konuşmayı başlatırken yararlıdır. “Sizinle psikiyatrik ilaç kullanmaya bağlı tepkiniz konusunda konuşmak istiyordum.” 2. Konuşmayı cesaretlendirmek: Özellikle ilişkinin başlangıç evresinde yararlı olur. “Devam edin, sizi dinliyorum” anlamına gelen kısa sözcüklerle kişinin konuşmayı sürdürmesi sağlanır: “ Devam edin.” “ Evet.” “ Hıh hı.” “Öyle mi?” “ Sonra ne oldu?” Bu tür sözlü davranışlara ek olarak, baş sallama, danışana doğru eğilme gibi sözsüz davranışlar, hemşirenin ilgi ve dinleme isteğini belirtir. 3. Keşfetmek: Bu teknik, kendini ve sorunlarını derinlemesine tanıması için danışanı cesaretlendirir.

17

“Bana işinizden söz eder misiniz?” “Ailenizde şizofren söylediniz?” tanısı konmuş bir hastanız olduğunu

4. Kabullenici davranmak: Bireyin yaptıklarını onaylamamız veya düşüncelerine katılmamız anlamına gelmez. Bireylerin hissettikleri duyguları ne ise, bunları hissetmeye haklarının olduğunu ve davrandıkları gibi bir davranışları olduğunu kabul ederiz. 5. Duygulara yoğunlaşmak: Danışanın duygularının neler olabileceğinin ortaya konmasında toplum ruh sağlığı hemşiresi sorularını birey için önemli olan konular üzerinde yoğunlaşmasına yardımcı olacak biçimde düzenlemelidir. Danışan: “Bu olacak şey değil” Hemşire : “ Bütün bunlardan bunalmış gibi gibisiniz.” 6. Açıklığa Kavuşturmak: Danışanın söyledikleri tam olarak anlaşılmadığında kullanılır. Bu durumlarda: “Şu an sıkıntılı olduğunuzu söylüyorsunuz. Neler hissettiğinizi tarif edebilir misiniz?” “Söylemek istediğinizi doğru anlamış mıyım? Diyorsunuz ki, ne yaparsam yapayım babamın gözünde başarılı biri olamadım. Öyle mi? ” 7. Özetlemek: Danışanla konuşulmakta olan konunun temel fikirlerinin vurgulanmasıdır. Görüşme boyunca üzerinde durulan temel konuların gözden geçirilmesini sağlar. Görüşmenin başında bir önceki görüşmenin özetlenmesi yararlıdır. Özetleme sayesinde danışan, tartışılan konuları anımsar ve hemşirenin söz konusu oturumu nasıl sentez ettiğini görme olanağı bulur. Özetleme, katılanların amacı gözden kaçırmamaları sağlar. “Geçen görüşmemizde, eşinizin sizi nasıl karşılayacağı hakkında endişeleriniz vardı.” “ Bugün üç temel nokta üzerinde durdunuz; bunlar……………….” 8. Dinlemek: Söylenenleri, işitmekten öte bir şey ve anlatılmak istenen anlamı yakalama eylemidir. Danışanla etkileşim süresince, hemşirenin daha çok dinleyen, danışanın ise daha çok konuşan olması önemlidir. Dinleme; sessiz durmaktır, ancak pasif bir süreç değildir. Bu arada gözlem yapılmalı, duyduklarının gözlemlediklerinin anlamını kavramaya çalışmaktadır. 9. Kapsamın Yansıtılması: Danışanın anlattığı kapsam içindeki temel düşünceyi yineler. Bu, kendini sözcükleriyle yineleme tekniğe benzer. “Yakında her şeyin daha iyiye gideceğini düşünüyorsunuz.” “Yarım gün çalışacağınız bir iş bulmanın iyi olacağını söylüyorsunuz.” 10. Duygularının Yansıtılması: Danışanın ifadelerinde belirtilen açık ve örtülü duyguların dile getirilmesidir. Bireyin anlayıp anlamadığı ortaya konmuş ve empati, ilgi, saygı da iletilmiş olur:

18

“Anladığım kadarıyla erkek kardeşinize öfkelenmiş gibisiniz.” 11. Bilgi vermek: Danışanın bilgi isteyen sorularına, doğrudan ve istenen bilgi verilerek yanıtlanması yeterlidir. “Sizi onbeş günde bir Salı günleri ziyaret edeceğim.” 12. Kendi sözcükleri ile yinelemek: Danışanın anlattığı konuların içindeki temel düşünceyi kendi sözcükleri ile yinelemektir. “Yani sizi çocuk yerine koyarak davranmalarından rahatsızsınız.” “ Beş yaşındayken annenizin sizi terk ettiğini söylüyorsunuz.” Algıları kontrol etmek: danışanın davranışları, düşünceleri ve duygularıyla ilgili algıları onunla paylaşılır ve anlaşılanların birey açısından öyle olup olmadığı kontrol edilir. “Gülümsüyorsunuz ama, bana öfkelendiğinizi hissediyorum.” 13. Soru sormak: Danışana yardım edebilmek için, bilinmesi gereken tüm bilgileri toplamak için gereklidir. 14. Geribildirim: Danışana, davranışlarının başkaları üzerindeki etkisi hakkında bilgi verir, güven verici ve açık ilişkileri geliştirir. Aile ile ruh sağlığı hizmetlerini sunma (terapötik-eğitsel müdahale) açısından yapılacak görüşmelerin temel ilkeleri şunlardır: 1. Eğitime görüşme ilkeleri doğrultusunda başlama (aileyi selamlama) 2. Aile bireylerinin evde ilaç kullanmaya ilişkin endişelerini ifade etmeleri için açık uçlu sorular sorma ("ilaç kullanmaya ilişkin endişelerinizden söz eder misiniz?, İlaç kullanmaya ilişkin güçlükleriniz neler?.. ".) 3. Hastaya bakım verecek birey/bireylerin ilaçlara ilişkin var olan bilgisini öğrenme ("hastanızın kullandığı ilaçlara yönelik neler biliyorsunuz? ") 4. Aile bireylerinin ilaçlara ilişkin var olan doğru bilgileri destekleme 5. Aileye hastaya verilen ilacın neden verildiği ve hastalığı tedavi etmedeki etkisini anlaşılır bir dille anlatma 6. İlaçtan beklenen olumlu etkinin görülmesi için düzenli kullanmanın önemini anlatma (özellikle ilk alımda etkisinin yaklaşık 1 hafta-10 günden sonra başlayacağını belirtme) 7. Özellikle ilk kullanımda beklenen olumlu etkilerden önce yan etkilerin görülebileceği ve yan etkilerin her bireyde farklı düzeylerde görülebileceğini söyleme 8. Aileye ilaç kullanımı sırasında hastalarının günlük yaşamında yapması gereken değişiklikleri, uyması gereken durumları (araç kullanma, alkol-ilaç etkileşimi, ince motor becerilere] etkisi) açıklama

19

9. İlaç yan etkileri ortaya çıktığında yapmaları gereken uygulamaları açıklama (ilacın çeşidine göre) 10. Yan etkiler çok ciddi düzeyde ise mutlaka doktora başvurmaları gerektiğini açıklama (ilaç entoksikasyonu, akut distoni gibi) 11. Aileye soru sorma fırsatı verme 12. Ailenin sorularını yanıtlama 13. Görüşmeyi görüşme ilkeleri doğrultusunda sonuçlandırma AİLEYİ ETKİN DİNLEME BECERİSİ

AİLEYİ ETKİN DİNLEME BECERİSİ Kuramsal Bilgi - Eğitimcinin kuramsal açıklamaları Uygulama Aileyi etkin dinleme konusunda grup tartışması Gerekli Malzemeler: Kağıt, kalem Projektör, laptop HEDEFLER: Dinleme ve işitmenin farkını kavrayabilmesi Dinlemede sık yapılan hataları fark edebilmesi Dinleme çeşitlerini bilme Kendini dinleme davranışını değerlendirme Kişilerarası ilişkilerde etkili dinleme davranışını değerlendirebilme DİNLEME

Toplam 50 dakika 20 dakika 20 dakika 30 dakika 30 dakika

Dinlemek bir konuyu iletmek isteyen kişinin söylediklerini onun iletmek istediği biçimde anlamaktır. Dinleme birinin söylediğini duymaktan daha çok ne söylediğini duymaktır. Dinleme aktif tutumlar gerektirir. Hem sözel hem de sözel olmayan tepkilerle onun söylediklerine dikkat ettiğinizi göstermelisiniz. Dinlemeyi sağlamak için sessiz bir yer ve zamana ihtiyaç vardır. Olgunlaşmamış tepkilerle karşıdakinin endişelerini gidermeye

20

çalışma ve öğütler verme, birkaç sözcük duyduktan sonra sorunun ne olduğunu bildiğini düşünen, sabırsızlıkla yorumlar ve tahminler yapanların sayısı hiç de az değildir. Dinlemenin Fonksiyonları 1. Dinleme birilerinin sizi anladığını veya en azından çaba gösterdiğini anlamanıza izin verir. 2. Dinleme diğer insanların anlattıklarını gerçekten görme ve deneyimleriniz için sizi cesaretlendirir. 3. Dinleme, hem kendiniz hem de konuşan için açıklık yaratabilirsiniz. Durum ve problemdeki önemli bilgilerin ne olduğunu gösterir. Bu, durum hakkında açıklık yaratır. Böylece problemlerin kendi kendine çözümünü bulmada yeterli yardımı gösterebilirsiniz. Dinlemenin ilkeleri Dinleme gerçek ilgiyi göstermelidir. "Görünüşte" dinleme, yapılıyorsa konuyu anlamak mümkün değildir. Dinlemede açık ifadeler olmalıdır, böylece dinlediğimiz kişinin amacını anlayabilirsiniz. Göz iletişimi: Karşımızdakine dikkat ettiğinizi, ilgilendiğinizi açık olarak gösterme yoludur. Vücut postürünüzle ilgilendiğinizi gösterin: Vücut postürünüz diğer insanları etkiler postürün dinlemeye açık olması çok önemlidir. Vücudunuz kişiye dönük olmalıdır. Konuşmayı cesaretlendirmek: Bu bölümün önemli noktaları iki örnekle açıklanabilir. Birisiyle telefonda konuştuğunuzda hattın sonundaki diğer kişiden " evet, evet" , "hmm, hmm" veya bunun gibi şeyler beklenir, böylece sizi dinlediğinizi bilirsiniz. Göz göze iletişi mde de tepkiler önemlidir, mimikler" şaşırdığını göstermek, kaşlarını çatmak", "e' evet" demek konuşmacıyı cesaretlendirir ve dinleyen kişi konuya hakim olur. Anlamadığınız durumlar için açıklama isteme: Anlamadığınız durumlar için açıkla istediğinizde bu olumsuz algılanmaz aksine ilgi görürsünüz. Birilerinin ne söyledi! açıklamasına yardım etmek için "Tam olarak ne demek istedin?" ve "Önemli olan bölümü söyleyebilir misiniz?" gibi sorularla dinlediğiniz kişinin ne söylemek istediğini anla çabanızı gösterebilirsiniz.

21

Sorunun ayrıntıları için tereddüt etmeyin: Birisiyle konuştuğunuzda onun ne demek istediğini kesinlikle anlamaya çalışın. "Hangi deneyimlerden hoşlandı, neler bekliyor ya da korkuları var mı?" gibi. Sorunun ne olduğunu tam olarak bilmek istiyorsanız dinleyin ve ayrıntıları sorun. Birilerine ne söylediğinizi açıklamaktan daha çok dinleyin ancak dinleme sonunda demek istediği anlaşılabilir. Bu yüzden gerekli olan sadece diğerlerinin size iletmek istediği mesajları değil hem içerik hem de duygusal anlamları anlamak için aktif almalısınız. Sorular karşıdakini tamamen anlamayı amaçlamalıdır, dinleyicinin merakını tatmin etme özelliğine sahip olmamalıdır. Şimdi ve sonrayı özetleme: Özellikle konudan konuya atlama veya uzaklaşma olduğunu ne söylediğini anlamak için özetleme çok önemlidir. Duygularınızı kontrol altında tutun: Her bireye göre kendi düşünceleri doğrudur. Diğerlerinin düşünceleri sizin düşüncelerinizden farklı bile olsa bunu kabul edebilmelisiniz. Bu durumun yarattığı duygularIa karşınızdakinin ne söylediğini duyamayabilirsiniz. Asla acele etmeyin: Dinlerken "zamanınızı alıyorum" , "Demek istiyorum ki" ve küçük baskılarla sorularınıza başlamayın. Bu hoş olmayabilir, özellikle kelimeleri bulmakta güçlük çeken ya da kekeleyen insanlarda saatinize baktığınızda, bir şeyleri toparlamaya, başladığınızda sabırsız olduğunuz belli olur. Sık Yapılan Hatalar İlgisiz Dinleme Tutumu: Dinleme davranışının kurallarını listelerken özellikle dikkat edilen noktalar, göz teması ve ilgili dinleme tutumudur. Bazen, birisi onlarla konuştuğunuzda, diğeri televizyon izlemeye devam eder. Bazı insanlar yüzlerinde ifade göstermezler. Bunlar kötü dinleme tutumlarına örnektir. Diğer bir ilgisiz dinleme tutumu da, birisi onunla konuşurken başka işlerle uğraşmadır. Örneğin; kişi kalemiyle ya da ataçla oynayabilir ya da resim çizebilir. Diğer kişinin konuşmasını bitirmesine izin vermeme: Sıklıkla yapılan bir başka hata insanların anlatacakları bitmeden önce onların sözünü kesmektir. Bu, diğer kişinin ne demek istediğini bildiğimizde ve kişinin söylemek istediğini bitirmesine izin vermeyi 22

gereksiz gördüğümüzde olur. Bir başka neden, başka birini dinleme yerine kendi konuştuklarımızı duymayı tercih etmemizdir. Bu, özellikle konu "duygu yüklü" olduğunda ve kişisel olarak bizi ilgilendirdiğini hissettiğimizde olur. Grup tartışmalarında da diğer kişiler birbirlerinin sözünü bitirmesine izin vermediğinde olur, insanlar kısa bir süre bekleyebilir ve sonra kesmek için fırsat yakalar. Kendi hikayemizi anlatmaya başlama: Dinlemenin özelliklerinden birisi başka bir kişiye kendi hikayesini anlatma fırsatı verilmesidir. Bu hikaye belirli bağlantılarımızı, belirli şeyleri bize hatırlattığı için bazı zamanlarda kaçınılmazdır. Birisi yaşadığı duyguları size söylediğinde ve karşılığında "Bu konuda nasıl hissediyorsun?" diye sorduğunda, "Ben de bunun gibi yaşamıştım ... " şeklinde konuşmaya eğilimli olursunuz ve sonra kendi hikayenizi anlatırsınız. Hatırlayamama: Diğer kişinin hikayesine ilginiz yetersiz olabilir ve sürekli hafızada tutamayabilirsiniz. Dinlemeyecek durumda olduğumuzu bir başka kişiye söylemede çok sık yetersizlik yaşarız; ona konuşması için izin veririz ve bir şeyler mırıldanırız; dinler gibi yaparız fakat bu arada dinleyemeyiz. Zamanınız yoksa veya kendinizi birilerini dinlemek için iyi hissetmiyorsanız en iyisi bunu hemen söylemektir. Dinleme davranışı daima samimi olmalıdır. Dinleme Çeşitleri Dinlemenin değişik türleri vardır. Bunların en yaygın olanı görünüşte dinlemedir. Bazen karşınızdaki kişi dış görünüşü ile dinliyormuş gibidir, fakat iç dünyası bambaşka bir yerdedir ya da kafasında sizin söylediklerinizden daha önemli bir konu vardır. Bazı kişilerde kendi söyledikleri ya da söyleyeceklerinin dışında başka bir şeyle ilgilenmezler. Bu kişiler karşılarındakilerle konuşuyor sanırsınız. Oysa aslında onlar konuşmuyor konuşuyor gibilerdir. Söz konusu olan bir diyalog değil, o kişinin kendi kendine konuşması, bir tür söylev vermesidir. Buna halk "nutuk atma" der. Kimileri de konuşmanın söylediklerinden sadece kendi ilgilendikleri bölümü duyar, diğer söylenenleri dinlemez. Bu tür dinleyiciler seçerek dinleyen kategorisine konabilir. Bunlar,

23

dikkatlerini çekerek bir sözcük ya da ifade ortaya çıkıncaya kadar, "görünürde dinleyici" olarak kalırlar, daha sonra ilgilendikleri bölümü dinlemeye başlarlar.

AİLE İLE İLETİŞİMDE ETKİN SORU SORMA BECERİSİ

AİLE İLE İLETİŞİMDE ETKİN SORU SORMA BECERİSİ Kuramsal Bilgi - Eğitimcinin kuramsal açıklamaları Uygulama Aile ile iletişimde etkin soru sorma becerisini grup tartışması ve dramatize etme Gerekli Malzemeler: Kağıt, kalem Projektör, laptop HEDEFLER: 1. Soru sormanın fonksiyonunu kavrayabilme 2. Doğru soru sormanın önemini tartışabilme 3. Soru tipleri tartışabilme 4. Verilen cevaplara uygun yeniden soru sorabilme

Toplam 50 dakika 20 dakika 20 dakika 30 dakika 30 dakika

AİLE İLE İLETİŞİMDE ETKİN SORU SORMA BECERİSİ Etkili soru sorarak kendimize ve diğerlerine daha fazla zaman ayırabilir, konuyla ilişkili ve daha fazla kullanılabilir bilgi toplayarak görüşmelerimizi etkili hale getirebiliriz. Etkili sorular sorarak veri topladığımızda ihtiyacımız olan doğru bilgiyi toplarız. Aile üyeleri ile aramızdaki yardım ilişkisi soru sorma becerileriyle gelişir. Uygun sorularla somut ve aile üyesine odaklanmış bilgiler elde ederiz. Aile üyesinin ya da ailedeki psikiyatrik bakıma ihtiyacı olan bireyin bakım kalitesini sağlamada

24

özel veriler uygun soru sorma yolları ile elde edilebilir. Soru Tipleri Açık UçIu Sorular Evet ya da hayır ile yanıtlanamayacak sorulardır. Temelde kişinin belirli bir konu ile ilgili görüş, düşünce ve duygularını anlamaya yöneliktir. Özellikle iletişimin başlarında kullanılmaları uygun olup iletişimin sonraki aşamalarına geçişi kolaylaştırır. Açık uçlu sorular hiçbir önyargı olmaksızın iletilere açıklık getirir. Açık uçlu sorularda karşımızdakini anlayabilmek için tam bir dinlemeye geçmek gerekir. Bu tip sorular görüşmeyi açma ve konuyu değiştirmede gereklidir. Açık uçlu sorularla hastanın öyküsünü spontan olarak anlatmasını sağlarız. Kapalı Uçlu Sorular İletişimde dinlemeye ve anlamaya geçmek için açık uçlu sorular işe yarardır. Ancak açık uçlu bir soruya verilen cevapta açılması gereken belirsizlik taşıyan duygu ve düşünceler olabilir. Bu durumlarda genel ve belirsiz bir şekilde sunulan kavramları belirginleştirmek veya ilgili verileri alabilmek için kapalı uçlu sorular devreye girer. Kapalı uçlu sorularla iletiler arasında farklı anlamlara çekilebilecek belirsiz kavramları daha belirgin hale getirmek amacıyla kullanılırlar. Kapalı uçlu sorular gelen iletinin netliğini sağlama açısından önemlidir. Kapalı uçlu sorular gelen ileti somut veriler haline gelir. Fakat iletiyi veriye dönüştüren bu tip sorular fazla ayrıntıya inmeden ve tehdit edici olmadan sorulmalıdır. 1. Sorduğumuz sorular görüşmenin içindeki tüm gerekli ayrıntıları ortaya koyacak şekilde olmalıdır. Sorunla ilgili yer, nitelik, nicelik, kronoloji, ortam, koşullar ve ilgili değişkenler açıklaştırıcı olmalıdır. 2. Sorulan sorular karşımızdaki tarafından anlaşılır olmalıdır. Tıbbi dil kullanılmamalı, açık ve basit bir dil kullanılmalıdır. “Bir sorunun cevabı içinde belirginleşmiş olmamalıdır.” “Taburcu olduğunuz için seviniyor olmalısınız? “ “Çocukların dövülmemesi gerektiğine inanıyor olmalısınız? “ 3. Sorular merakımızı gidermeye yönelik olmamalı, deşici sorular 25

sorulmamalıdır. Eşiniz sizi neden terketti? 4. Birkaç soru aynı anda sorulmamalıdır. “Size anlattığım önerilere uydunuz mu, diyetinize dikkat ettiniz mi, kontrollere gittiniz mi?” 5. Sorular neden ve niçin ifadeleriyle başlamamalı, aile üyesi sorgulandığını hissetmemelidir. “Neden bu zamana kadar kontrole gelmediniz? Niçin diyetinize uymuyorsunuz?” Bir Soruyu Sormadan Önce Kendimize Sormamız Gereken Sorular? Bu soruyu NİÇİN seçtin? Tam olarak NE sormak istedin? NASIL sormak istersin? KİME sormak istersin? NE ZAMAN sorulmalı? NEREDE sorulmalı Kişisel Merak İçermeyen Sorular Çok gerekli değilse, kişinin özel yaşamını anlatması önlenir. Sağlık personelinin gösterdiği merak kişisel değil, mesleki olabilir. Örneğin sağlık personeli; hastanın yarasının kapanıp kapanmadığını, absenin iyileşip iyileşmediğini, durumunda bir değişme olup olmadığını merak edebilir. Bunların merak edilmesi; sağlık personeli danışanı düşündüğünü, onunla ilgilendiğini, durumundaki gelişmeleri izlediğini gösterir. Bu da danışanın kendini iyi ve değerli hissetmesine katkıda bulunan tavırlardır. "Karınız sizi niye terk etti?" "Bu yaşa dek neden evlenmediniz?" Bu gibi sorular, danışanla ilgili bilgi toplamaktan çok, soranın kişisel merakını gidermeye yönelik olduğu için uygun değildir. Ancak bu konularda bilgi toplamamız gerekiyorsa, bu soruları aşağıdaki şekilde düzenlemek uygun olac,!ktır: "Karınızın ayrılması konusunda konuşmanın bir yararı olur mu?"

26

"Evlilik konusunda neler düşünüyorsunuz?"

AİLE İLE GÖRÜŞMEDE KULLANILACAK GÖRÜŞME SORULARI AİLE İLE GÖRÜŞMEDE SORULARI KULLANILACAK GÖRÜŞME

Toplam 50 dakika 20 dakika 20 dakika 30 dakika 30 dakika

Kuramsal Bilgi - Eğitimcinin kuramsal açıklamaları Uygulama Aile ile görüşmede kullanılacak görüşme sorularının grupla paylaşılması Gerekli Malzemeler: Kağıt, kalem Projektör, laptop AİLE İLE GÖRÜŞMEDE KULLANILACAK GÖRÜŞME SORULARI

Aşağıda bulunan örnek sorular sağlık personeline görüşme boyunca uygun soruları sormada yardımcı olabilecek niteliktedir. İşlev düzeyi yüksek hastalarla görüşmede, açık uçlu soruların görüşmeyi kolaylaştırdığını hatırlatmak gerekir. Fakat, işlev düzeyi daha düşük, dezorganize bir hastada kapalı uçlu sorular, yanıtı "evet" veya "hayır" olan soruları veya kısa cevaplı sorular birliktelik sağlandığı ölçüde, daha işlevseldir. Kapalı uçlu bir soru hasta için uygun olan bir konuyu açıklığa kavuşturmak veya daha fazla bilgi almak için "bana onunla ilgili daha fazlasını anlatır mısın?" şeklindeki bir soruyu içerebilir. PSİKOLOJİK BOYUTU : 1. Son zamanlarda sıklıkla ve açıkça düşündüğünüz bir probleminiz var mı? 2. Bu problemin geçmişte sahip olduğunuz diğer problemlerle ilişkisi var mı? Bununla ilgili bir örnek var mı? Bu örnek ebeveynleriniz ile geçmişte olan 27

çatışmalara benziyor mu? 3. Son zamanlarda yaşamınızda çok değişiklik oldu mu? 4. Şimdi kendinizi nasıl görüyorsunuz? Bu durumlar benlik saygınızı etkiledi mi?

SOSYAL BOYUTU : 1. Genelde başka insanlarla çok fazla zaman harcıyor musunuz? 2. Diğer insanlar size farklı bir şekilde karşılık veriyorlar mı? 3. Son zamanlarda yakın ilişkilerinizde değişiklik oldu mu? 4. Arkadaşlarınız durumunuz hakkında ne düşünüyor? 5. Kendinizi çok eleştirir misiniz? 6. Bu dünyada (yaşamda) bugün birlikte olabilecekleriniz ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz? 7. Bugün diğer insanların kendi problemlerinizden sorumlu olduklarını hissediyor musunuz? 8. Başkalarının etkisiyle yada kendi değerlerinize göre hareket eder misiniz? BİYOLOJİK BOYUTU : 1. Herhangi bir aile üyenizde de buna benzer bir problem var mı? Ailenizde herhangi biri, psikiyatrik bir hastalık nedeniyle hastaneye yatırıldı mı? 2. Son zamanlarda yeme ve uyku alışkanlıklarınızda bir değişiklik oldu mu? Son zamanlarda olağandışı bir şekilde üzüntü veya mutluluk hissettiniz mi? 3. Başkalarına açıklamakta zorlandığınız olağan dışı deneyimleriniz oldu mu? Düşünceleriniz genelden daha hızlı veya yavaş bir şekilde hareket ediyor gibi mi görünüyor ? 4. Bazı düşüncelerinizin kontrol altında olmadığı hissiniz oldu mu?

28

5. Başkalarının beklentileri nedeniyle baskılanmış hissediyor musunuz? 6. Ne sıklıkla (ve ne kadar) alkol içiyorsunuz? Herhangi başka bir madde kullanıyor musunuz? Madde veya alkolle ilişkili herhangi bir probleme sahip misiniz? 7. Şu an önerilen herhangi bir ilaç kullanıyor musunuz? KÜLTÜREL BOYUTU: 1. Sizin şu anki yaşamınız, büyürken (yetişirken) ki aile yaşamınızdan ne kadar farklı? Aileniz ve arkadaşlarınız şu an sizin anlayacağınız sıkıntılara sahip mi? 2. Bu çeşit problemlere önceki yaşadığınız kültürünüzden insanların tepkisi nasıldı? Onlar böyle bir durumu nasıl açıklıyor veya hissediyorlar? DAVRANIŞSAL BOYUTU: 1. Her zaman problemlere neden olan herhangi bir spesifik davranışınız var mı?Sizin durdurmak istediğiniz kontrol altında görünmeyen herhangi bir davranış var mı? Gerçekten yapmak istemediğiniz, bazı davranışları yaparken zorlanıyor musunuz? 2. Diğer insanlar size nasıl tepki gösteriyor ? Arkadaş edinmek kolay mı? RUHSAL /SPRİTUEL BOYUTU: 1. Yüksek bir gücün veya yüceliğin olduğuna inanıyor musunuz? Bu gibi güçlerle ilişkiniz nedir? 2. Bu dünyada problemlerinizi veya sizin durumunuzu anlayabilen dininiz nedir?

29

BİREY VE AİLE ÜYELERİNİN RUHSAL DURUMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
BİREY VE AİLE ÜYELERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ RUHSAL DURUMLARININ

Toplam 50 dakika 20 dakika 20 dakika 30 dakika 30 dakika

Kuramsal Bilgi - Eğitimcinin kuramsal açıklamaları Uygulama Birey ve aile üyelerinin ruhsal değerlendirilmesinin grupla tartışılması Gerekli Malzemeler: Kağıt, kalem Projektör, laptop HEDEFLER

durumlarının

1. Ruhsal durum değerlendirilmesinde dikkat edilmesi gereken özellikler RUHSAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ Ruhsal durum değerlendirmesi, öncelikle tıbbi açıdan geliştirilmiş bir tanılama aracıdır. Bu değerlendirmenin amacı, psikopatolojik semptomları tanımlamak ve danışanın/ hastanın bugünkü zihinsel ve duygusal fonksiyonları gibi ruhsal durumunu değerlendirmektir. Bu araç, danışanın akut psikotik özelliklerini çabucak tanımlamak ve işlevsel durumlarını organik durumlardan ayırmak için oldukça yararlıdır. Tüm veri toplama, değerlendirme araçlarında olduğu gibi, ruhsal durum değerlendirmesi, ancak danışanın öyküsü, sosyokültürel statüsü ve fiziksel durumuyla ilişkilendirildiğinde anlaşılabilir. Hemşire, ruhsal durum değerlendirmesi ile ilgili sorularını hastanın/ danışanın kültürel geçmişine,

30

kişiliğine, gereksinimlerine, isteklerine ve iletişim düzeylerine uygun bir şekilde hazırlamalıdır. a) Projektif Testler: Projektif testler, anlamı belirsiz figürler üzerine olan sözel ifadelere odaklanarak hastanın/ danışanın zihin yapısını göstermek için düzenlenmiş testlerdir. Projektif testler, standardize olmamış düşünce örneklerini ve gerçek durumlardaki gerçeğe dayanan veya tahmini davranışları tanımlamaktadır. GÖRÜNÜM: Genel görünüm, motor davranışlar, kişisel davranış ve konuşma, postür, yürüyüş genel bir gözlemle değerlendirilir ve genel izlenim olarak kaydedilir. DAVRANIŞ: Konuşma örnekleri, ses tonu, argo kullanımı, konuşmanın akıcılığı, göz teması, beden dili, başkalarına ve çevresine genel davranışsal tepkileri genel bir gözlemle değerlendirilir ve danışanın genel davranış bulgularıyla karşılaştırılır. ORYANTASYON: Kişi, yer, zaman, durum ve başkaları ile ilişki gerçeğini fark etme, direkt sorgulama ile değerlendirilir. BELLEK: Yakın bellek, şimdiki, son bellek, uzak bellek, direkt sorgulama ile değerlendirilir. DUYUSALLIK: İçsel ve dışsal uyarıları algılama, konsantre olma, ilgilenebilme. Direk sorgulama ile değerlendirilir. ALGISAL SÜREÇLER: Duyusal olarak alınan bilgilerin incelenmesi, kendisini fark etmeyi, birisinin düşüncelerini, gerçekleri ve fantaziyi içerir. b) Kişilik Envanteri:: Kişilik envanterleri, tutumları, alışkanlıkları ve hareket eğilimlerini ölçen,

standardize edilmiş objektif testlerdir genellikle anket formundadır. Kişilik envanterlerinin zorluğu, soruların yapay ortam koşullarında sorulması ve test tarafından sunulan sınırlı sayıda yanıt arasından seçim yapılmak zorunda kalınmasıdır. Bunlar, kültürel açıdan, bias (ön-yargı) yaratabilirler. Ancak, bu testler, potansiyel davranışların ve düşünce örneklerinin güvenilir göstergelerini oluşturmaktadır.

31

c) Zeka Testleri: Zeka testleri, sözel ve sözel olmayan düzeylerde zihinsel fonksiyonları ölçer. Bu testler yaşa göre standardize edilmiştir. Genellikle zeka testlerinde bireyin sosyokültürel özelliklerinin mantık üzerine etkisi değerlendirilemez. Uygulanan zeka testlerinin amacı, bir psikiyatri hastası/ danışanı için, problemlerinin varoluşu ve gelişiminde, zihinsel fonksiyonların rolünü belirlemektir. Oryantasyon 1. Nerede olduğunuzu veya etrafınızda neler olduğu farketme sorununuz oldu mu? Şu anda nerede olduğunuzu söyler misiniz? BİLİŞSEL: 1. Kendiniz için kaygılanıyor musunuz? Hafıza 1.Bugün kahvaltıda ne yediğinizi hatırlıyor musunuz? 2.Dün günlerden neydi? Düşünce İçeriği: 1. Son zamanlarda hakkında çok fazla düşündüğünüz veya her zaman sık sık düşündüğünüz bir konu var mı? 2. Düşünceleriniz normalden hızlı veya yavaş mı hareket ediyor? 3. Son zamanlarda sanki aklınız boş gibi mi geliyor? 4. Düşüncelerinizi sürdürmekte veya anlamakta sorununuz var mı? 5. Benim adım neydi? 6. Mezun olduğunuz yüksek okulun (lisenin) adı neydi? Duyarlılık 1. Düşüncelerinize konsantre olma veya odaklanma sorununuz var mı? Bir filmi yada bir kitabı başından sonuna kadar takip ederek izleyebiliyor musunuz yada okuyabiliyor musunuz? 32

2. İletişim kurmak ta sorununuz var mı? Algılama 1. Diğer insanların bilmediği, sizin duyabildiğiniz ve görebildiğiniz bir şeyler var mı ? 2. Bu günlerde genellikle olağanüstü yeteneklere ve deneyimlere sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz? 3. Diğer insanların tamamen yanlış söylediğine inandığınız şeyler var mı? Sizi incitmeye çalışan insanların var olduğuna inanıyor musunuz? 4. Son zamanlarda, bjr adamı bir gölge gibi, bir şeyi başka bir şeymiş gibi gördüğünüz oluyor mu? İç görü: 1. Bugün burada olmanıza neden olan gerçek problemin ne olduğunu düşünüyorsunuz? 2. Şu an tüm bu durumları nasıl yorumluyorsunuz ve bu durum hakkında hisleriniz neler? Yargılama: 1. Eğer bir polis sizi aşırı hız nedeniyle durdursa ne yaparsınız? 2. Eğer, postadan sadece sizin kullanabileceğiniz 10.000 dolar bir çek alsanız ne yaparsınız?

Mizaç ve Affekt: 1. Son zamanlardaki duygu-durumunuzu nasıl tanımlarsınız? Normalden daha fazla veya daha az mı duygusalsınız? ÖYKÜ: 1. Kaç tane erkek veya kız kardeşiniz var? Nerede doğdunuz? Küçük bir

33

çocukken 2. Okul

ebeveynleriniz

neye

benziyordu? mu?

Çocukluğunuza nasıldı?

ilişkin Diğer

hatırladığınız şeyler neler? yaşamınızda başarılı oldunuz Başarınız çocuklarla çok fazla oynar mıydınız? Evde hoşlandığınız şeyler nelerdi? İlkokul neye benziyordu? Ne hoşlanırdınız? Notlarınız nasıldı? sorununuz var mıydı? 3. Lisede siz neye okudunuz? Notlarınız Entelektüel Birikim: 1. Valinizin adı nedir? Son zamanlarda gündemdeki en önemli haber (olay) nedir? 2. Ben dur diyene kadar 100'den 7 çıkararak (lA' dan geriye 7'şer 7'şer) sayabilir misiniz? 3. İnsanlar "Dökülen sütün ardından ağlanmazlı dediğinde ne anlıyorsunuz? SONLANDIRMA (BİTİRME) FAZI: 1. Benim sizi anlamama yardımcı olacak, başka herhangi söylemek

istediğiniz bir şey var mı? 2. Bu görüşme için eklemek istediğiniz herhangi bir şey var mı? Sizin için bu görüşmenin neye benzediğini bana söyler misiniz? 3. Bana soracağınız sorularınız var mı?

AİLE İLE DANIŞMANLIK AİLE İLE DANIŞMANLIK Kuramsal Bilgi - Eğitimcinin kuramsal açıklamaları Uygulama Aile ile danışmanlığın grup içünde tartışması Toplam 50 dakika 20 dakika 20 dakika 30 dakika 30 dakika 34

Gerekli Malzemeler: Kağıt, kalem Projektör, laptop HEDEFLER 1. Danışmanlık ilkelerini açıklayabilme. 2. Danışmanlık ilkelerini uygulayabilme DANIŞMANLIK Danışmanlık her hangi bir konuda başvuran bir kişiye güvenilir bilgi ve becerisi olan kişiler tarafından, bilgi ve beceri kazandırılması, kişinin bilinçlendirilerek kendi düşünce, seçim ve kararını oluşturabilmesine yardımcı olunmasıdır. Danışmanlık; - Hizmet alan kişiyi ve ailesini bilgilendirme - Hizmet alan kişinin sorularına yanıt verme ve kaygılarını giderme - Bundan sonra yapması gerekenleri açıklama - Ortaya çıkabilecek olumsuz durumlar hakkında bilgi verme amaçlarıyla verilir.

- Danışmanlık süreci Danışmanlık aile üyelerinin/üyesinin rahat ve güvenli hissedeceği, mahremiyetine saygı duyulan ve iletişim tekniklerinin ustaca sunulduğu bir ortamda verilmelidir. Isıtma ve aydınlatma koşulları uygun olmalı, temiz, sakin olmalıdır. Danışmanın Özellikleri; Danışman güvenilir olmalı; kişinin mahremiyetini korumalıdır. Danışman,

danışmanlık istenen konuda bilgili olmalıdır. Danışman iletişim becerilerini etkili kullanabilmelidir. Danışmanlık İlkeleri; Aile üyesine/üyelerine iyi davranma Güçlü bir etkileşim ve iletişim kurma Aile üyesine/üyelerine gereksinimine uygun bilgi verme 35

Aile üyesine/üyelerine anlamasına, hatırlamasına yardım etme.

Danışmanın Aile üyesi/üyeleri ile Görüşmeyi Değerlendirme Danışanla yakınlık / iletişim kurdu mu? Danışanın duygusunu doğru yansıttı mı? Danışanın duygularını paylaştı mı? Danışana karşı yargılamadan açık iletişim kurabildi mi? Danışman stresörlerle duygusal tepkiler arasında bağlantı kurabildi mi? Problemin tanımında karşılıklı anlaşma sağladılar mı? Danışman danışanın rahatça açıklamasına ve konuşmasına izin verdi mi? Danışan görüşmenin sonunda yararlı seçeneklere/çözümlere ulaştı mı?

36

KRİZ YAŞAYAN BİREYE/AİLEYE MÜDAHALE KRİZ YAŞAYAN BİREYE /AİLEYE MÜDAHALE Kuramsal Bilgi - Eğitimcinin kuramsal açıklamaları Uygulama Kriz yaşayan bireye/aileye müdahalenin grupla tartışılması Gerekli Malzemeler: Kağıt, kalem Projektör, laptop HEDEFLER 1. Kriz nedenlerini kavrayabilme 2. Kriz yaşayan bireye/ aileye yaklaşım ilkelerini bilme, müdahale edebilme 3.Kriz yaşayan bireyi/ aileyi uygun yere yönlendirebilme. Toplam 50 dakika 20 dakika 20 dakika 30 dakika 30 dakika

KRİZ YAŞAYAN BİREYE/AİLEYE MÜDAHALE Kriz; kişinin ruhsal yapısını ve davranışını yeniden organize etmesini gerektiren, kişinin kendisinden beklentilerinde ani değişime neden olan ve genel başa çıkma mekanizmalarıyla başa çıkılamayan herhangi bir geçici durumdur. Yaşam sürecinde bir dönüm noktası olarak ta tanımlanabilir. Kriz birey veya aileyi tehdit ederek varolan dengenin bozulmasına ve tehdit altına girmesine neden olabilmekle beraber durumdan başarıyla çıkabilmek kişisel gelişim için bir fırsat yaratabilmektedir. Caplan krize götüren dört adım tanımlamıştır: 1. Birey, krizle karşılaştığı durumla yüz yüzedir. Gerginlik ve anksiyeteyle başa çıkmak için geçmişte işe yarayan başa çıkma tarzını kullanır. 2. Kriz yaratan durum anksiyeteye neden olmaya ve gerginlik yaratmaya devam eder. 3. Acil problem çözme mekanizmaları kullanılır, birey yardım arar. Bütün iç ve dış kaynakları harekete geçirilir. Problem geçmiş deneyimlerle benzerlik bulma amacı ile yeniden tanımlanır. Birey kendini probleme göre yeniden ayarlar, bazı amaçlardan

37

vazgeçilir. Bazen problem çözülür ve denge sağlanır. Problem çözülmezse gerilim giderek artar ve birey depresyona girebilir. 4. Problem devam eder, çözülemez ve giderek artarsa aktif bir kriz durumuyla sonuçlanır. Krizdeki kişi kendini çaresiz hisseder ve ne yapacağını bilemez. Birey emosyonel bir yıkıma uğrayabilir veya uygun olmayan çözümlemez. bularak gerilimi azaltırken gelecekteki sosyal işlevselliğine zarar verebilir. Kriz oluştuktan sonra birkaç günden birkaç haftaya kadar bir zaman diliminde sona erer. Çoğu kez kriz genellikle 24-36 saat sürer, nadiren bu süre 5-8 haftaya kadar uzayabilir. Kriz her bireyin yaşantısının bir döneminde ortaya çıkabilecek bir durumdur. Krizdeki birey ruh hastası değildir. Tanıya gidilecek herhangi bir patolojisi yoktur. İçinde bulunduğu koşullar nedeni ile geçici bir gerginlik yaşamaktadır. Baldwin bakım planlama ve değerlendirmeyi sağlayan altı kriz tipi tanımlamıştır. Durumsal Krizler: Burada kişinin yüz yüze geldiği belirgin bir durum sonucunda orta çıkan bir sorun söz konusudur. Örneğin alkolik bir eşin olması. Yaşamsal Krizler: Bu krizler yaşam sorunlarının psikolojik anlamına bağlı olarak durumsal krizlerden ayrılır. Yaşamsal krizlere örnek olarak ana baba olma, boşanma, kronik hastalıkların gelişimi verilebilir. Travmatik Stres Krizleri: Beklenmeyen ya da kontrol edilemeyen durumlar sonucu ortaya çıkan durumlardır. Aile üyelerinden birinin ani ölümü, doğal felaketler ve tecavüz gibi durumlar travmatik krizlerdir. Gelişimsel Krizler: Gelişimsel ya da olgunlaşma krizleri yaşam sorunları geçmişte uyumlu bir şekilde çözümlenmediği zaman ortaya çıkar. Bağımlılık, değerlerin çatışması, cinsel kimlik sorunları örnek verilebilir. Psikopatoloji Sonucu Oluşan Krizler: Daha önceden bir psikopatolojinin bulunduğu duygusal durumları kapsar. Nevrozlar, kişilik bozuklukları bu gruba girer. Psikiyatrik Aciller: Kişinin işlevlerini ciddi bir şekilde bozulduğu, yaşanan tehlikeye atan 38

durumları içerir. Örneğin intihar girişimleri, akut psikoz durumları gibi. Krize Müdahale Krize müdahalede iki amaç vardır. Birincisi duygusal ve çevresel alandaki acil ilk yardımla bireyin ve çevrenin acısı azaltmak, ikincisi kriz esnasında bireyin uyum ve mücadele gücü artırmaya çalışmaktır. Kriz çalışmalarında ilk adım kişi ve yakınları için krizin anlamını açıklamaktır. Krizi değerlendirme şimdiki sorunun hikayesini almakla başlar. “Semptomlar ne zaman başladı? Hasta tarafından nasıl tanımlanıyor? Hastanın hayatında başka ne aynı zamanda başladı?” Geçmişle ilgili hikayesi ve başa çıkma mekanizması hakkında bilgi alma : “Daha önce benzer şekilde kriz olayı yaşandı mı? Hastanın hayatındaki önemli birinin yaşadığı benzer kriz durumları var mı? Geçmişte yaşadığı kriz durumları ile nasıl başa çıkmıştı? Varolan başa çıkma yöntemlerini kullanmanın sonuçları nelerdir ? Sorunun devam etmesine neden olan biri var mı?” Ailenin sosyal destek seviyesini değerlendirme “Kriz anında kime başvurdunuz? Bireyin hayatındaki en önemli ve ulaşılabilir kişi kim? Ev ortamı nasıl? Hastanın iş çevresi ve sosyal çevresi nasıl? Hemşirenin kriz durumunu açıklayabilmesi için bazı yolları izlemesi gerekir.

39

Aileye Terapötik Müdahale Yaklaşımları
Psikodinamik ve İçgörü Yönelimli Yaklaşımlar Bu ekoldeki temel kavramlar bireysel hastaların psikoanalitik tedavisinden alınmıştır. Ailede şimdi varolan sorunlar, karı-kocanın bilinçdışı çatışmaları ve geçmişteki ailelerinden kaynaklanan yansıtmaları ile bağdaştırılarak açıklanır. Örneğin kendi bilinçdışı çatışmaları ile dünyayı doyurucu bulmayan bir anne çocuğunu kendi narsistik doyumu için kullanarak çaresizlik ve suçluluk içine sokabilir. Bir aile terapisinin psikanalitik sayılabilmesi için 3 kriter öne sürülmektedir. Birincisi aile içi kişiler arası ilişkilerin dinamiğini psikanalitik kurama dayanarak değerlendirilmesidir. İkincisi, terapiye katılanların bilinçdışı çatışmalarının farkında olmalarını ve onları çözümlemelerini sağlamasıdır. Üçüncüsü ise terapötik çerçevenin psikanalitik olmasıdır. Bu yaklaşımı kullanan aile terapistleri, yüzleştirme, yorumlama, netleştirme teknikleri kullanarak bireylere ve eşlere içgörü kazandırarak aile dizgesinde değişiklik yapmayı amaçlamaktadır. Terapi sayesinde, bireylerin özerklik ve yakınlık gereksinimlerinin daha gelişmiş biçimde sağlanması, daha empatik ilişkiler yaşanabilmesini, duygusal tepkiselliğin azalıp, bilişsel işleyişin yükselmesi hedeflenir. Yapısalcı Yaklaşımlar Yapısalcı modelde, aile sistemi, karşılıklı etkileşimlerin, çeşitli ve karmaşık davranış örüntülerinin olduğu bir bütün olarak kabul edilir. Aile Terapisi, bu karmaşık davranış örüntülerinin sürecini anlamaya yardımcı bir teoridir. Bu teorinin 3 temel kavramı: 1) Aile Yapısı 2) Altsistemler ve 3) Sınırlardır. Aile yapısı, ailenin tekrarlanan davranış örüntüleri sonucunda oluşan, aile üyelerinin etkileşimini sağlayan, bu etkileşimle ilgili düzenlemeler koyan yerleşmiş davranış örüntüleridir. Bir yapısı olan aile sistemi işlevlerini, bireylerin oluşturduğu altsistemlerle yerine getirir. Her bireyin kendi başına da bir alt sistem olarak kabul edildiği ailede üç genel alt sistemden söz edilebilir. Bu alt sistemler; karı-koca altsistemi, anne-baba alt sistemi, kardeşler altsistemidir. Varolan altsistem ve sistemlerin bir sınırı vardır. Bu 40

sınırlar bir altsistemden diğerine ne kadar duygu ve bilginin aktarılacağını, kimin kiminle ve nasıl bir ilişkiye gireceğini belirler özellikleri açısından katı, belirsiz ve belirgin olmak üzere sınırlar üçe ayrılmıştır. Katı sınır ile sınırlanmış altsistemler/sistemler arasında geçirgenlik olmadığı için bireyler bağımsızlık kazanmalarına rağmen, birbirlerine yardımcı olamaz ve birbirlerinden öğrenemezler. Eğer sınır belirsiz ise bir tür iç içe geçmişlik söz konusu olur ve altsistemler/sistemler birbirlerine yardım etmeleri, birbirlerinden öğrenmelerine rağmen bireyselliklerini ve farklılıklarını koruyamazlar. Belirgin sınır özelliğine sahip ailelerde ise bireyler birbirlerinden kopmadan fakat bireyselliklerini koruyabildikleri bir birlikteliği başarabilirler. Ailede sınırlar ve hiyerarşinin bozulduğu durumlara bir örnek olarak aşırı koruyucu, denetleyici bir ebeveyn alt sistemi ile edilgin yada isyankar çocuğun bulunduğu bir aile yapısı verilebilir. Yapısalcı terapötik müdahale ebeveyn ilişkilerinin artmasını, üçgenselleşmenin çözümlenmesini hedefler. Kullanılan teknikler arasında canlandırma, odaklama ve sınır oluşturma sayılabilir. Terapötik müdahale sırasında ailede olan sorunların canlandırılması, sorunu temsil eden bir duruma odaklanılması ve sınırların netleştirilmesi (örneğin kızı adına konuşan anneye, kızına yardım etmeye çalıştığı ama bunu kızının kendisinin yapması gerektiği söylenerek) sağlanır.

Bilişsel-Davranışçı Yaklaşımlar Bu terapötik müdahale yaklaşımında öğrenme ilkeleri kullanılır. İletişim becerileri, sorun çözme becerileri, karşılıklı pekiştirme ve işlemsel koşullanma teknikleri kullanılır. Bunun için uyumlu davranışları ödüllendirip, uyumsuzları ödüllendirmeme tekniği bunlardan biridir. Girişimlerin odağı sorun oluşturan davranışlardır. Bir iletişim uzmanı olan hemşire, aile üyelerine, düşünce ve davranışlarını net biçimde ifade etmeyi öğretir. Sorun çözme beş aşamada oluşur: sorunun belirlenmesi, amaç oluşturma, çözüm önerileri getirme, önerileri uygulama ve sonuçları değerlendirme. Davranış değişiklikleri için olumlu pekiştirme ve ev ödevleri kullanılır.

41

Stratejik Yaklaşımlar Girişimlerin odak noktası ailede yakınma ya da yakınmalara neden olan sorun olarak kabul edilir. Bu yaklaşıma göre semptomların nedenlerinden birkaçı ailenin başarısız problem çözme yöntemleri, yaşam siklusuna geçişlerinde uyum sağlamada beceriksizlik ve kötü işlev gören hiyerarşik yapıdır. Ailenin sorunu çözebilmesi için varolan kalıbı değiştirip yeni bir kalıba ulaşmaları hedeflenir. Bu hedef için alt amaçlar, katı geri bildirimlerin önlenebilmesi, yeni sonuçla birlikte semptomun devamlılığının değiştirilmesi ve daha berrak bir hiyerarşik tanımın yapılabilmesidir. Aile yapısına direkt bir öneri getirilmez; aile yeniden organize olmanın doğrultusu açısından oldukça serbesttir. Değişim için, sorunu yeniden çerçevelendirme, belirti ile bağlantı taşıyan davranış ödevleri gibi belli başlı teknikler kullanılır. Bu yaklaşımda iletişim-dil ve anlamlandırma süreçleri özellikle önem taşımaktadır. Sistemik Yaklaşım Aile, bilgi alış verişi ve aktif bir iletişimin olduğu bir sistem olarak kabul edilir. Ruhsal belirtilerin, kişinin içinde bulunduğu sosyal ortamla olan bağlantısı vurgulanarak, terapötik müdahalenin bu doğrultuda gerçekleştirilmesi planlanır. Ruhsal sorunlar, bireyin içinde bulunduğu sisteme, sistemdeki kişilerle ilişkilerine mantıklı bir uyum olarak değerlendirilir. Etiyolojiye yaklaşımda semptomlardan sorumlu olan herhangi bir aile bireyi olmayıp, hatta fonksiyonu bozuk ailede olmayıp ‘’aile oyunudur’’. Aile kısır bir döngü şeklinde süregiden etkileşim örüntülerine hapis olmuşlardır. Bu yaklaşımda sistemlerin kendi kendine sürekli olarak değiştiği ve geliştiği ancak görünürde stabil olduğu kabul edilir. Sistemik terapötik yaklaşımın işlevi ailenin değişebilme becerisinin gelişmesi, değişme potansiyelinin özgürleşmesidir. Ailenin nasıl olması gerektiği konusunda terapistin kendi çözümlerini aileye kabul ettirmeye çalışması yerine ailenin kendi çözümlerini bulmasına yardımcı olmak esastır.

Eksperiyental/ Humanistik Yaklaşım Aileyi kişiler arası etkileşimle oluşan bir sistem olarak tanımlanır. Bu yaklaşıma göre iletişim, aile sisteminin sağlıklı yada sağlıksız olmasının en temel belirleyicisidir. Nasıl iletişim kurulacağı karmaşık bir olay olmasına rağmen, iletişimin kendisinin öğrenmeye dayandığı kabul edilir. Ayrıca terapide bireyin benlik saygısı üzerinde de durulur. 42

Üç iletişim düzeyi tanımlanmıştır: 1) anlam düzeyi (sözel iletişim/kelimeler-anlamları) 2) çağrışım düzeyi (vücut ve ses iletişimi ile anlamla ilgili mesaj) 3) çevre düzeyi (iletişimin geçtiği yer ve zaman). Bunların dışında kişiler arası ilişkilerde kullanılan beş iletişim çeşidi vardır: 1) Yatıştırıcı iletişim: iletişimin bütünün içindeki benlik diğer kişi ve çevre boyutlarından, benliğe hiç önem verilmez ve diğer kişi ile çevre dikkate alınır. Bu iletişim şeklinde kişi ne olursa olsun kabul eder, katılır. 2) Suçlayıcı iletişim: iletişimin bütünü içinden diğerleri ve çevreye önem verilmez, önemli olan sadece benliktir. Bu iletişim şeklinde kişi varoluşunu, suçlayarak, kabul etmeyerek devam ettirir. 3) Süper mantıklı iletişim: iletişim bütünü içinden benlik ve diğer kişiye önem verilmez, önemli olan sadece çevredir. Bu iletişim şeklinde kişi genelde katı, prensipli, objektif, obsesif kompulsiftir. 4) İlgisiz iletişim: iletişim bütünü içinden benlik, diğer kişi ve çevre boyutlarının tümü dikkate alınmaz. Bu iletişim şeklinde kişinin söylediği hiçbir şeyle ilgili değildir. 5) Uygun iletişim: iletişimin bütünü içinden benlik, diğerleri ve çevre boyutlarının tümü dikkate alınır. Belirtilen bu beş iletişim çeşidinden ilk dördü işlev bozukluğu olan ailelerin kullandığı iletişim şekilleridir. Tedavi sürecinin iki temel amacı vardır. Birinci amaç her üyenin başkalarının yanında, kendi ve diğerleri hakkında düşündüğü/hissettiği/gördüğü şeyleri uygun ifade biçimleri olarak açıklayabilmesini sağlamaktır. İkinci amaç bireyselliğe saygının varolduğu bir bütün içinde kararların güç yerine pazarlık/araştırma ile alınmasını gerçekleştirmektir. Eğitsel Yaklaşımlar Bazı yeni çalışmalar bu yaklaşıma önem kazandırmıştır. Hastaların ailelerine, diabet ve hipertansiyonda nasıl suçları yoksa bu hastalıklarda da suçlarının olmadığı bilgisi iletilir. Etiyolojik-patogenetik model yerine, başa çıkmayı sağlayan, bilgilendiren model

43

kullanılır. Bilgilendirme, çalışma grupları, yazılı kaynaklar, broşürler aracılığı ile yapılır. Bu yaklaşımlar, kronik ruhsal bozuklukların yanısıra çocuk gelişimi, iletişim gibi konularda da uygulanmaktadır. Terapötik Müdahale Sürecinin Özellikleri Aileye terapötik müdahale terapisi genellikle beraber yaşayan aile üyelerinin tümünün bir araya getirilmesi ve hemşire ile birlikte görüşülmesi şeklinde yürütülür. Ancak uygulamada, tüm geniş aileyi (nineler, dedeler, dayılar, amcalar, halalar ve benzerleri) bir araya getirmeyi amaçlayarak çalışmayı doğru bulan hemşireler olduğu gibi bir tek bireyle de aileye terapötik müdahale uygulanabileceğini, önemli olanın ilişkileri ele almak olduğunu savunan görüşler de vardır. Evlilik terapisinde, evli (ya da birlikte yaşayan) çift birlikte görüşmelere alınır. Bireysel terapilerin olduğu durumlarda önemli bir sorun, çifti gören terapist yada terapistler ile terapiyi sürdüren terapistlerin işbirliği kurarak çalışabilmeleridir. Aileye terapötik müdahale çalışmasını yürütecek olan hemşirenin özellikleri açısından önemli olan noktalar, geniş bir eşduyum becerisine sahip olabilme; psikiyatrik bakım konusunda bilgili olma; karışıklığa dayanma gücü; terapötik sürece kendi katkısını ve etkisini ele almaya istekli ve yeterli olmadır. Değerlendirme aşamasında, hemşire bir geçmişi paylaşan, anıları olan bir grupla konuşmaktadır. Ailenin kendine özgü değerleri ve iletişim diline başarıyla uyum gösterebilmesi gerekir. Bu uyumu sağlamayı kolaylaştırmak için kullanılabilecek teknikler, aynı dili kullanma, ailenin ve tek tek bireylerin değerlerini ve güçlerini vurgulama ve övme, yargı belirtme yerine etkileşimsel (döngüsel) sorgulama (örneğin; karınız öyle yaptığı zaman siz ne yapıyorsunuz? sorusu gibi) tekniklerdir. Değerlendirme sürecinde, her üyeden, sorunu ve sorunun tarihçesini kendi gördüğü açıdan tanımlaması istenir. Bir üyeye sorulan sorunun aynısı diğerlerine de sorulmalıdır. Söylenenlere karşı oluşan etkilenme de her bir üyeden alınır. Bireylerden “ben” diliyle konuşmaları istenir. Her birinin çözüm konusundaki öneri ve düşünceleri alınır. Birbirlerine söylediklerinin aynı anlamlarda işitilip işitilmediği araştırılır. Rol değiştirme ve eşleme gibi psikodrama teknikleri kişilerin birbirlerinin davranışlarından nasıl etkilendiklerini anlamalarını sağlamada çok yararlı olabilecek tekniklerdir. Hemşire, görüşme odasında bireylerin

44

birbirleri ile etkileşimlerini gözleyerek, sorunu netleştirme ve etkileşimlere ilişkin yorumlamalar yapar. Sorun konusunda değişimleri tetikleyen önemli araçlardan birisi de, yeniden çerçevelemedir. Bu, genellikle olumsuz etiketlenen davranışı olumlu bir çerçeveye alan, yeni bir bakış açısı getiren, davranışın işlevsel yararına odaklanan bir yorumlamadır. Bu şekilde, olumsuz duygu yükünün azalarak kişilerin anlayış ve değişim gücü kazanmasına yardımcı olan bir tekniktir. Aile terapisinde davranışsal kalıplara odaklanılmaktadır. Aile üyelerinden birinin davranışı diğer üyelerde, etkileşime bağlı davranışlarla sonuçlanır. Değişim süreci de bu davranışsal ardışıklığın farkedilmesi ve değiştirilmesi biçiminde olacaktır.

Aileye terapötik müdahale sürecinde, genellikle görüşmeler arası sürede, ailenin değişimini sağlayacak doğrultuda bireylere ya da aileye ‘ev ödevleri’ verilir. Bunlar, yakınmaların ve sorunların denetlenebileceğini gösterebilecek ve çözüm doğrultusunu pekiştirecek davranışsal ödevler, izleme notları gibi ödevlerdir.

Aile ile görüşmeler sırasında hemşire etkin bir şekilde yönlendirici de olabilmelidir. Örneğin, aile üyelerinin oturma düzeninde değişiklikler önerebilir; iletişim becerileri konusunda etkin bir eğitimci rolü üstlenebilir; aile içi şiddet ya da tartışmaları sınırlayıcı ve yasaklayıcı olabilir. Bu tür durumlarda, tartışmaların belli bir süreye sıkıştırılması önerilerek aileye bu tür durumların aslında onların denetiminde olan durumlar olacağı mesajı verilebilir. İletişim becerileri aslında davranışsal değişiklikleri sağlamak açısından özellikle önem taşır. Açık ve net iletişim, soru sorabilme yetisi, söylenenlerin karşındakiler tarafından nasıl anlamlandırıldığının soruşturularak araştırılması becerileri sorunların çözülebilmesini sağlayacak araçlardandır. Hemşire, görüşmeler sırasındaki tarzı ve iletişimi ile üyelerin etkileşimsel iletişim konusunda beceri kazanmalarını sağlayabilecek bir örnek (rol model) oluşturmalıdır.

AİLE DEĞERLENDİRME FORMU 45

1.Demografik Veriler 2.Roller Kurallar ve İlişkiler  Karar verme patterni,  İletişim patterni,  Kurallar ve roller 3.Sosyo ekonomik ve kültürel faktörler  Sağlık gereksinimini karşılama durumu  Rol sorumluluk ve değerleri  Dinle sağlık ilişkisi  Değer sistemi 4.Çevresel Faktörler 5.Sağlık ve tıbbi öyküsü  Ailenin sağlık ve hastalık öyküsü  Ailenin sağlık bakımını arama, isteme durumu  Ailenin hastalık, tedavi ve sağlık anlayışı  Ailenin sağlık bakımı verenleri algılayışı  Ailenin sağlık öncelikleri 6.Riskli Aileler  Çok sorunları olan krizli aile  Sağlıksız aile( işlevselliği bozulmuş aile)  Göçmen aile  Kayıtlı olmayan aile  Kronik hastalığı olan aile  Yaşlı aile  Sosyo ekonomik durumu iyi olmayan aile  Şiddetin var olduğu aile 7. Ailede şiddetin değerlendirilmesi  Hırpalanmış,Kötüye Kullanılmış Çocuklar:Sorunun gözlenmesi, şiddetin sıklığı, tedavisi  Hırpalanmış Kadın: Sorunun gözlenmesi,hırpalanmış kadının özellikleri kaynak/ eylem  Hırpalanmış Yaşlı: Sorunun gözlenmesi, yaşlının özellikleri AİLE VE BİREYE YÖNELİK PSİKO EĞİTİMSEL HEMŞİRELİK PROTOKOLLERİ 1.Bilgilendirilmiş onam ve uygunluğu arama:  Hasta katılımı  Aile üyesinin hasta tanımı  Aile üyesinin izni (onamı) 2.Kayıtlardan elde edilen öykü ( bilgi )  Son bir yıldaki hastanede yatış günü 46

 Son bir yıldaki hastaneye yatış sayısı  İlk yatış  Son çıkıştan beri kontrol/ poliklinik kaydı  Psikiyatrik tanılar  Hemşirelik tanıları  Tıbbi öykü, anamnez  Diğer tıbbi problemler 3.Hastanın klinik değerlendirilmesi  Hastalığın hasta tarafından algılanması  Hastaneye yatış sebebinin hasta tarafından algılanması  Var olan hastalık belirtilerinin hasta tarafından tanınması  Semptomlar ile başa çıkmada hastanın bulduğu şeyler  Tedavi ve hastalığa karşı hastanın tutumu  Hemşirelik tanısı  Psikiyatrik semptomlar (Problem değerlendirme ölçeği )  Hasta hedefleri  Hastanın sosyal ve boş vakit aktiviteleri 4.Aile üyesi ile görüşme (Katılıma rıza gösterdiğinde )  Aile üyesinin hastaneye yatış sebebini algılayışı  Aile üyesinin hastalık belirtilerini tanımlaması  Aile üyelerinin semptomlarla baş etmede bulduğu şeyler  Aile üyelerinin hastanın tedavisi ile ilgili hedefleri  Aile üyesinin hastaya ayırdığı haftalık saat/ zaman  Hastalığa karşı ailenin tutumu  Ailenin sosyal ve boş vakit aktivitelerini algılama ve beklentileri 5.Uzman klinik hemşirelerinin bilgi sentezi ve psikoeğitimsel planı uygulaması  Psikolojik eğitim için karşılıklı amaçlar ( Hasta, aile algılaması ve klinik hemşirelerin değerlendirmeleri ile )  Hasta ve aile gereksinimlerine göre aile ve hasta için psiko-eğitim planı yapma ve geliştirme 6.Taburcu Planı ve sonrası  İnterdisipliner taburcu planı  Taburcu sonrası halk sağlığı, ruh sağlığı, evde bakım hemşiresi ile temas  Gerektiğinde uzman klinik hemşiresi ile telefon teması  Taburcu sonrası bir yıllık değerlendirme Aile ile Görüşme 14. Eğitime görüşme ilkeleri doğrultusunda başlama (aileyi selamlama) 15. Aile bireylerinin evde ilaç kullanmaya ilişkin endişelerini ifade etmeleri için açık uçlu sorular sorma ("ilaç kullanmaya ilişkin endişelerinizden bahseder misiniz?, ilaç kullanmaya ilişkin güçlükleriniz neler?.. ".) 16. Hastaya bakım verecek birey/bireylerin ilaçlara ilişkin var olan bilgisini öğrenme ("hastanızın kullandığı ilaçlara yönelik neler biliyorsunuz? ") 17. Aile bireylerinin ilaçlara ilişkin var olan doğru bilgileri destekleme

47

18. Aileye hastaya verilen ilacın neden verildiği ve hastalığı tedavi etmedeki etkisini anlaşılır bir dille anlatma 19. İlaçtan beklenen olumlu etkinin görülmesi için düzenli kullanmanın önemini anlatma (özellikle ilk alımda etkisinin yaklaşık I hafta 10 günden sonra başlayacağını belirtme) 20. Özellikle ilk kullanımda beklenen olumlu etkilerden önce yan etkilerin görülebileceği ve yan etkilerin her bireyde farklı düzeylerde görülebileceğini söyleme 21. Aileye ilaç kullanımı sırasında hastalarının günlük yaşamında yapması gereken değişiklikleri, uyması gereken durumları (araç kullanma, alkol-ilaç etkileşimi, ince motor becerilere] etkisi) açıklama 22. İlaç yan etkileri ortaya çıktığında yapmaları gereken uygulamaları açıklama (ilacın çeşidine göre) 23. Yan etkiler çok ciddi düzeyde ise mutlaka doktora başvurmaları gerektiğini açıklama (ilaç entoksikasyonu, akut distoni vb.) 24. Aileye soru sorma fırsatı verme 25. Ailenin sorularını yanıtlama 26. Görüşmeyi görüşme ilkeleri doğrultusunda sonuçlandırma
HASTAYA TABURCULUK EGITIMI VERME

1. Hastanın taburculuğa ilişkin duygularını ifade etmesine yardımcı olma (görüşme ilkeleri doğrultusunda) 2. Hastanın hastalığına ilişkin bilgi gereksinimini belirleme 3. Hastaya, hastalığının durumunu, tedavinin etkilerini anlatma 4. Hastalığın işlevselliğine, rol ve sorumluluklarına, insanlarla iletişimine etkisini açıklama 5. Hastalıkla birlikte evde ya da iş yerinde okulda nasıl yaşayacağı dikkat edeceği durumlar hakkında bilgi verme 6. Hastalık semptomlarını artırabilecek durumlar (iş ve aile yaşamında sorunlar, ilaç kullanmayı bırakma, çevre ve eş desteğinin olmaması vb.) hakkında bilgi verme 7. Hastalık belirtilerinin önlenmesinde ilaç ve önerilen diğer tedavilerle uyumunun önemini açıklama 8. Hastalığın yeniden başlama belirtilerini açıklama (uyku düzeninde, yeme bozukluklar, duygusal durumunda değişiklikler, içe kapanıklık intihar düşünceleri ya da girişimleri, davranışlarında kontrolsüzlük, aşırılık vb) açıklama. 9. Bu belirtiler olduğunda hastaneye başvurması gerektiğini hatırlatma 10. Hastaya soru sorma fırsatı verme

48

11. Hastanın sorularını yanıtlama 12. Görüşmeyi görüşme ilkeleri doğrultusunda sonuçlandırma

49

You're Reading a Free Preview

Descarga
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->